7 Ocak 2011 Cuma

DENEME BOYU EVLİLİK


Gelin, sayılarla ufak bir Türkiye turu yapalım. Turun teması evlilik olsun. (Bir sosyoloğun yazılarından ne bekliyordunuz ki?) Geçtiğimiz yıl Türkiye'de 651 bin 896 çift dünyaevine girmiş; 95 bin 895 çift ise o evden çıkmış. (Ben bu bilgileri nereden mi buluyorum? Sayıların Kontu’yla aram iyi. Bir nesil Susam Sokağı ile büyüdü. Ben o neslin evladıyım.) 






Şaka bir yana, sayılar, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verilerinden alındı. Eldeki rakamları birbiriyle oranlayınca, Türkiye’de geçen yıl gerçekleşen evliliklerin yüzde 15’inin boşanmayla sonuçlandığını görüyoruz. Boşanmanın en çok yaşandığı yer de İstanbul. Bu oranın böyle yüksek olmasının sebebi, sizin de tahmin ettiğiniz gibi ünlüler(!) Ne yazık ki ünlülerin evliliği fazla uzun sürmüyor(!)  


Boşanmayla ilgili düşündürücü bir detay daha: Boşanan çiftlerden 4 bin 23'ünün evlilik süresi bir yıldan az iken (Bkz ünlüler, ünlülerimiz), evliliği sadece bir yıldır süren 8 bin 946 çift boşanmış. Boşanan çiftlerden 21 bin 816'sının evliliği 16 yıl ve daha fazla sürmüş. Ayrıca 75 yaş üstü 72 çift de boşananlar arasındaymış. Sakın kınamayın o yaştan sonra boşananları! Kim bilir ne dertleri vardı da o saatten sonra böyle bir karar aldılar. Alışkanlıkları bırakmak kolay mı?
         
Veeeee, bu rakamlardan duyduğum kaygı nedaniyle ağzımdaki baklayı çıkarmaya geldi sıra. 
         
Evliliklere çağdaş bir alternatif sunarak boşanma vakalarını azaltmalı ve temelleri çatırdayan aile kurumuna kaybetmekte olduğu işlevini ve önemini kazandırmalıyız. Bu konuda size zırva gelebilecek ama derinine düşününce birçok kişinin işine gelebilecek bir alternatif sunmak istiyorum. (Azıcık toplum mühendisliği yapasım geldi, ukalalığım tuttu)


Ben derim ki, deneme boyu evlilik sözleşmeleri olmalı. Mesela 1 aylık bir sözleşme yapılmalı çiftler arasında. Yine evlilik öncesi tüm prosedürler aynı kalmak şartıyla, evlilik konusunda kendinden emin olmayan çiftlere devlet bir ev tahsis etmeli ve o evde çiftler bir ay yaşayarak birbirlerini ve evliliği tanımalı. Bir aylık süre sonunda karı koca itiraz etmezse evlilik yasal olarak kayıtlara geçmeli. Yok, birisi bile itiraz etse, süre sonunda evlilik kendiliğinden feshedilmeli. Böylece insanlar boşanmayla şununla bununla uğraşmamalı.


Ha, bu bir ayda evlilik geçici olarak kayıtlara geçeceğinden çiftler hem nüfus cüzdanlarını değiştirmeyecek (Çünkü medeni hal değişmiş sayılmayacak) hem de mesela kadın babasından veya annesinden kalan sosyal güvence hakkını kullanabilecek. Ama sözleşme devam ettiği takdirde yasal işlemler yapılarak çiftler resmen evli ilan edilecek.
         
İşin detayı tabi bu ama bence topluma ve aile kurumuna en önemli katkısı, insanların uyumsuz ve mutsuz evlilik yapmalarını önlemesi olacak. Erkek iktidrasız mı, kadın firjit mi, kısır mı? Adam simetri hastası mı, kadın histerik mi, bunlar o bir ayda ortaya çıkacak. Belki çoğu kimse buna ahlaksızlık diyecek ama uzun vadede sağlıklı evlilikler yapabilmek için geleceğin toplumlarında bu tür bir uygulamaya geçilebilir. Eminim benim gibi düşünen başka birleri vardır. Hayır, en azından refah ülkelerindeki gibi evlenmek yerine birlikte yaşamayı tercih edip bir de evlilik dışı çocuk yapan çiftler olmaz. Örneğin, ne bileyim bir kadın olarak evlendiğiniz erkek sonradan sonraya bir arıza çıkaracak falan olursa bunu bir ayda anlarsınız zaten. Tabi anlamayanlar için şöyle bir şey de olabilir: “Biz daha bir şey anlamadık, bir aylık ek süre istiyoruz”. Buyurun isteyin. İnsanlar emin olana kadar devam edilmeli. Emin olunca zaten ya itiraz edecekler ya da sözleşme devam edecek, evlilik cüzdanına dönüşecek.
         
Bu önerimi biraz düşünün. Önyargısız bir şekilde, çift taraflı olarak düşünün. Ve şunu aklınızdan çıkarmayın: sağlıklı toplum için sağlıklı evlilik şart; sağlıklı evlilik için de bazı radikal düzenlemelerin toplum hayatına yansıması şart.


2007'den...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder